Öğretmen

11/5/2008 · Kategori: Meslekler

          Öğretmen

Öğretmen, bir bilim dalını, bir sanatı, bir tekniği veya belli bilgileri öğretmeyi kendisine meslek edinmiş kimse.

"1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. Maddesine göre, öğretmenlik, devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir."
Üniversitelerdeki özel yetişme yollarının belli derecelerini kazanan kişilere doçent, profesör hepsine birden "öğretim üyesi" denir. Bu derecelere yükselmedikleri halde üniversitelerde öğretim yapan kimseler de genel olarak "öğretim görevlisi", özel olarak "uzman okutman" diye anılırlar.

Yetişmeleri

"Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyonla sağlanır."

Eskiden, öğretmen okullarında (köy enstitüleri, köy öğretmen okulları) yetişen ilkokul öğretmenleri; eğitim enstitülerinden çıkan ortaokul öğretmenleri; yükseköğretmen okullarıyla üniversitelerin edebiyat ve fen fakülteleri belirli dallarında okuyan ve öğretim lisansı almak için meslek bakımından gerekli ek dersleri (didaktik, pedagoji tarihi, pedagojik formasyon, psikoloji) gören üniversite mezunlarından Milli Eğitim Bakanlığı hizmetine geçen lise öğretmenleri, Memurluk Kanunu'nun kapsamına girerdi. Günümüzde ise öğretmen yetiştirme görevini, üniversitelerin ilgili Eğitim Fakülteleri ile Teknik Eğitim Fakülteleri üstlenmiştir.

Öğretmenler, bakanlığın hazırlattığı yönetmeliklere uygun şekilde, yetişmelerinin kendilerine sağladığı imkanlar çerçevesinde okullarda görev alırlar.

Görevleri

Milli Eğitim Bakanlığı'nın yönetmeliklerine göre genel olarak öğretmenlerin görevleri şunlardır:

  • Kendilerine verilen ve yetkili sayıldıkları dersleri okutmak,
  • Okuttukları derslerle ilgili uygulama ve deneyleri yapmak,
  • Serbest çalışma saatlerinde öğrencileri gözetlemek,
  • Ders dışında okulun eğitim, öğretim ve yönetim işlerine katılmak,
  • Kanun, yönetmelik ve emirlerle tespit edilen ödevleri yapmak.

Ayrıca öğretmenlerin öğrencilerini yetiştirme konusunda her fırsattan yararlanmaları, hizmet ruhu beslemeleri, ödevden kaçınmamaları, öğrencilerine iyi bir yardımcı ve kılavuz olmaları, eğitim işlerinde bütün tutum ve davranışlarıyla örnek olmaları istenir.

Öğretim görevi sırasında öğretmenlerin, öğrencileri kişisel çalışmalara yöneltmeleri, zümre öğretmenleriyle yakın bir işbirliği sağlamaları, öğrenci ödevlerini ilgili yönetmeliğe göre inceledikten sonra geri vermeleri, sınav yönetmeliğine göre görevlendirildikleri sınavlarda bulunmaları, öğrencilerinin başarılarını ölçerek değerlendirmeleri, kanaat dönemleri sonunda verilecek karne notları için gerekli sözlü-yazılı yoklamaları yapmaları beklenir.

Ders görevi sonunda öğretmenlerin yapmaları gereken işler bitmez.Mesai saati bitiminden sonra öğretmenlerden yıllık ders dağıtım planlarını yapmaları, dersler için hazırlık yapmaları bunun için materyaller hazırlamaları, yaptıkları yazılı yoklamaları değerlendirmeleri, öğrenci davranışlarıyla ilğili gözlem formlarını değerlendirerek öğrencinin gelişimini izlemeleri, öğrencilerinin daha iyiye ulaşması için ne gibi tedbirler alması gerektiğini inceleyip sorğulaması beklenir.

Eğitim çalışmaları sırasında öğretmenler, okul yönetiminin belirlediği günlerde okul nöbeti tutmakla, kendisine verilen eğitsel kulüpleri kurarak çalıştırmakla, öğretmenler kurulunun kararlarıyla kendisine verilen sınıfın eğitim işlerini düzenlemekle, Tebliğler Dergisi'ni okumakla yükümlüdürler. Öğretmenler, öğretim, eğitim ve bilim ödevinden başka bir ödev alamazlar. Kendi okullarından başka okullarda ek olarak bilim, öğretim ve eğitimle ilgili bir işte çalışacak olan öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı'ndan izin almaları şarttır.

Öğretmenler, önce okul müdürlerinin, sonra Milli Eğitim Müdürlüğü'nün İller Kanunu'na göre mahalli mülkiye amirinin, Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin denetimine bağlıdır. İlköğretim öğretmenlerinin nakil ve tayini il idaresince; lise öğretmenlerininki ise bakanlıkça yapılır. Öğretmenler, okullar saymanlığından maaş alırlar ve Emekli Sandığı'na bağlıdırlar.

Ülkemizde her yıl 24 Kasım günü, "Öğretmenler Günü" ve o hafta "Öğretmenler Haftası" olarak kutlanır. Günümüzde öğretmenlik mesleğine hakettiği değer verilmemekte ve yanlış politikalar yüzünden bu meslek hakettiği değeri bulamamaktadıÖğretmenliğin Tarihi Gelişimi Öğretmenliğin bir meslek olarak icra edilmesinin en bilinen örneği dir. Sofistlerin yerleşim yerlerini dolaşarak buralarda halkı eğittikleri bilinmektedir.

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Doktor

11/5/2008 · Kategori: Meslekler

Doktor

Doktor, Latince öğretmen demektir. Bin yıl önce, ilk üniversitelerin ortaya çıkmasıyla birlikte, akademik bir unvan olarak kullanılmıştır. Günümüzde, doktora sahibi olan kişilere verilmekle birlikte, genellikle Tıp Doktoru anlamında kullanılır ve kişilerin adlarından önce gelen Dr. kısaltmasıyla belirtilir. Bizde hekim olarak anılan bu meslek grubunun tarihi çok daha eskilere dayanır. İbni Sina modern tıbbın babası olarak bilinir ve Avrupa'da Avicenna adıyla ders kitaplarında okutulur. İslam dinine göre de tüm peygamberlerin hekimlik uygulamaları yaptığı bilinir. Özellikle Muhammed'in rahatsızlanan insanlar için Allah'dan gelen ilhamla yaptığı tedaviler tıbbı nebevi (peygamber tıbbı) olarak bilinir ve hadis kitaplarında önemli bir yer tutar.

Doktor unvanı, ilk olarak Avrupa'da ortaya çıkmış ve zamanla Amerika'ya ve diğer Avrupa sömürgelerine de yayılmıştır. Dünya üzerinde doktor kelimesini Türkçe'deki dizilişi ve anlamıyla yazan 15 kadar daha ülke bulunmaktadır. Örneğin Macaristan, İsveç, Danimarka, Yugoslavya, Türki Devletler vs.

Türkiye'de doktorlar 6 yıllık üniversite eğitimi görürler ve mezun olduklarında pratisyen hekim olurlar, reçete yazma ve hastanelerde çalışma iznine sahip olurlar. Belirli bir alanda uzmanlaşmak isteyenler, yılda iki defa yapılan (Nisan ve Eylül aylarında) Tıpta Uzmanlık Sınavı'na (TUS) girerler. Bu sınavı başaran (sınava girenlerin yaklaşık %5-10'u) hekimler branşlarına göre 4 ila 6 yıl arasında ihtisas eğitimi görerek uzman hekim olurlar. Ayrıca Tıp Fakültesi dışında Diş Hekimliği Fakültesi mezunları da "Diş Doktoru", "Diş Hekimi" veya "Diş Tabibi" olarak adlandırılmaktadır, diş hekimlerinin uzmanlık alanı, mesleki sıfatları ile bütünleşmiş durumdadır.

Pratisyen Hekimlik , Dünyada Tıp disiplinleri arasında ayrı bir uzmanlık alanıdır. 1. basamak hekimliğinin uzmanlıkalanı "pratisyen hekimlik" dir. Dünyada pek çok ülkede tıp fakültesini bitiren hekimler meslek örgütleri tarafından en az yarısı sahada olmak üzere bir eğitime tabi tutularak "pratisyen hekim" ünvanını almaktadırlar. Türkiyede yasal boşluklar nedeniyle bu eğitimi, verebilecek tek kurum olan Türk Tabipleri Birliği Genel Pratisyenlik Enstitüsü (TTB-GPE) rudimanter bırakılmıştır. Türkiye'de şu anda 'genel tababet' olarak adlandırılan pratisyen hekimlik için mezuniyet sonrası bir eğitim bulunmamaktadır. Tüm dünyada bu eğitimi alan doktorlar hastayı ilk gören ve tüm sağlık sorunlarını yakından takip eden aile hekimliği uygulamalarının bel kemiğidirler. Böylece küçük sağlık sorunları mahallede halledilmiş olacağından hem hastanın işi çabuk hallolmuş olur hem de daha karmaşık sorunlar için hastaneye sevk edilenlerin hastanelerdeki bekleme süresi azalmış olur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Avukat

11/5/2008 · Kategori: Meslekler

 

AVUKAT

Avukat, hukuk öğrenimi görmüş ve yargı önünde kişilerin haklarını savunmayı meslek edinmiş kimselere denir. Avukat aynı zamanda yasalarla ilgili konularda kişilere yol gösterir. Bir avukat serbest ya da bir kuruma bağlı olarak çalışabilir.

Avukatların çoğu hukukun belirli bir alanında uzmanlaşırlar. Belirli konuda uzman olan avukatlar davalara girerek dava avukatı (bazı ülkelerde) olabilir. Bu uzmanlaşma çeşitli konularda kendine başvuranlara danışmanlık yapmak, yol göstermek biçiminde de olabilir. Bir avukat önce söz konusu olayı ya da durumu hukuk açısından değerlendirir, sonra davayı üstlenir. Hukuk deyimiyle "müvekkil" denen savunacağı kişiyi temsil yetkisi aldıktan sonra da gerekli işlemleri yürütür. Duruşmalarda davacı ya da davalıyı, vekili olarak yargı önünde temsil eder. Vasiyetname, sözleşme gibi hukuksal belgeleri düzenlemek de avukatın görevleri arasına girer.

Bazı ülkelerde, avukatlık yapabilmek için, avukatların meslek kuruluşlarına üye olmak zorunludur.

Türkiye'de avukat olabilmek için önce bir hukuk fakültesini bitirmek, sonra bir yıllık staj yapmak gerekir. 2001 yılı Mayıs ayında Avukatlık Kanununda yapılan değişikle Türkiye'de Avukatlık yapabilmek için stajdan sonra yeterlilik sınavını geçme şartı da getirilmişse de 14 Aralık 2006 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 5558 sayılı kanunla sınav kaldırılmıştır.

Avukatlık stajının ilk altı ayı adliyede, ikinci altı ayı ise bir avukat yanında yapılır. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmayanlar avukatlık yapamazlar. Başka bir ülkede hukuk öğrenimi görenlerin avukatlık hakkını kazanması için fark derslerinden sınava girmesi zorunludur. Türkiye'de avukatların belli konularda uzmanlaşma zorunlulukları yoktur. Her tür davaya girebilirler. Avukatlar duruşmalara cüppe giyerek çıkarlar; avukatların cüppeleri yargıç ve savcılarınkinden farklıdır. Avukatların cüppeleri siyah renktedir. Yakaları hakim yaka ve kırmızı renkte olup, tek bir sarı şerit vardır. Kol ağızları yeşildir ve cüppenin önünde de yakadan aşağı kadar boyuna uzanan yeşil bir şerit bulunur.

Ülkemizde de avukatların meslek kuruluşu Baro adıyla bilinir ve ancak bu kuruluşa üye olanlar avukatlık yapabilirler. Resmi kurumlarda çalışan avukatların barolara üye olma zorunlulukları yoktur. Türkiye Barolar Birliği, baroların üye olduğu kuruluştur.

CMK hükümleri gereği avukat tutamayacak durumda olan zanlı ya da sanığa müdafii sağlanabilir. Müdafii olarak görevlendirmeyi baro yapar, ancak müdafii olarak görevlendirilen avukatın ücreti bu iş için ayrılmış fondan ödenir. 1 Haziran 2005'de yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca gerek soruşturma ( dava açılmadan önceki aşama ) gerek koğuşturmanın ( iddianamenin mahkemece kabulüne karar verilmesinden sonraki dönem ) her aşamasında hem şüpheli/sanık hem de müşteki/katılanın avukat bulundurma hakkı vardır. 1 Haziran 2005'de yürürlüğe giren yeni Ceza Muhakemesi Kanunu ile 18 yaşından küçükler, atılı suçlamanın üst sınırı 5 yıl veya daha fazla olan fiiller için ifade ve sorguda avukat bulundurulması zorunludur. Diğer hallerde isteğe bağlı olarak avukat bulundurulabilir. 2006 yılında CMK'da yapılan değişiklikle atılı suçlamanın üst sınırının 5 yıl veya daha fazla olan fiiller için ifade ve sorguda avukat bulundurmanın zorunlu olmasına ilişkin düzenlemede yapılan değişiklikle atılı suçlamanın üst sınırı ibaresi alt sınırı olarak değiştirilmiştir.

Diğer davalar için, avukat bulundurma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, bu davalarını avukat aracılığı ile yapmak isteyen fakat bunun için mali gücü bulunmayan kişiler, Baroya başvurarak adli yardım kapsamında kendilerine bir avukat tayin edilmesini isteyebilecekleri gibi, adli yardımdan yararlanmak isteğiyle dava açabilir ve davayı açtıkları mahkemenin adli yardım kararı vermesini isteyebilir

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Diş Hekimi

26/1/2008 · Kategori: Meslekler

 Diş Doktorluğu Nasıl Bir Meslektir?


Dişçi insanların dişleriyle ilgilenen  bir doktordur. Bilim, bir insanın dişine iyi bakmadığında sadece ağız acısıyla kalmadığını diğer hastalıklara da yol açtığını kanıtlamıştır. Dişçi acı ve diğer problemleri önlemede size yardımcı olur.Birçok çeşit dişçi vardır. Aile dişçileri ve bir dişi yenisiyle değiştiren dişçiler, kanal tedavisi ve dolgu yapanlar vardır. Dişetlerinde büyük bir problem olduğunda ameliyat yapan dişçiler vardır.

Tüm vücut sağlığımız için dişçilerin rolü önemlidir. Aynı zamanda güldüğümüzde dişlerimizin çekiciliğini ve güzel görünüşünü korumaya yardım ederler. Birçok kişi iğne ve değişik aletler kullandıkları için dişçilerden korkar.
Bununla birlikte bu araçlar dişlerimizin sağlığını korumak için yaptıkları çalışmalarda gereklidir. Bazen dişimizde bir oyuk olur ve bu oyuğun tekrar sağlıklı olabilmesi temizlenmesi gerekir. Bu küçük rahatsızlık hastanın sonra daha parlak bir gülümsemeyle hayatını sürdürmesi içindir.

Bir kişi dişlerini fırçalayarak ve diş doktorunu kontrol için ziyaret ederek ömür boyu sağlıklı dişlere sahip olabilir.

 

James Dişçiye Gider...

..
James’ in annesi onu olarak dişçiye götürdü. Doktoru beklerken James renkli bir kitaba bakarak vakit geçirdi. Sonra doktor onları çalışma odasına çağırdı. Odanın içinde ayrılmış küçük bölümler vardı. Fakat bunlar giysi odaları gibi derin değil daha sığdı. Bölümlerin üzerinde sayaçlar vardı. Odanın ortasındaki büyük sandalye birçok mekanik kola benzeyen çeşitli ekipmanla çevrilmişti. Dişçinin asistanı James’ in boyuna göre sandalyeyi ayarladı. Büyük sandalyenin oturacak bir taburesi ve kollarınızı koyacağınız yerleri vardı. Asistan, onu sıvılardan koruyacak mavi bir önlük giydirdi. Sonra dişçi gülümsedi ve merhaba dedi. James de onu selamladı. Sonra ona ağzını açmasını söyledi. Dişçi James’ in gözlerini kapatmasına neden olan çok parlak bir ışık yaktı  ve ‘Bu bütün dişlerini görebilmem için’ dedi doktor. 'Umarım çok parlak değildir' diye devam etti.

‘Hayır’ diye yanıtladı James. Doktor ince saplı, uzun ve küçük bir aynayla ağzını inceledi. Sonra keskin bir metalle hafifçe dokundu. Bir süre sonra ışığı kapatarak’ Her şey yolunda’ dedi. James ve annesi doktora hoşça kal diyerek ayrıldılar...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Dedektif

26/1/2008 · Kategori: Meslekler

Dedektifler Nasıl Çalışır?


İki türlü dedektif vardır: Polis dedektifleri ve özel dedektifler.
Polis dedektifleri suçları araştırır ve suçluları izler. Özel dedektifler ise, insanlar tarafından değişik işlerini araştırmak amacıyla kiralanır. Özel dedektifler suçları da araştırırlar fakat daha çok, insanların geçmişini araştırırlar. Dedektifler,televizyon dizilerinin ve filmlerinin en sık kullanılan konularıdır.

Bir kitap kaybolduğunda merak edilmez, yani çok merak edilmez. Fakat nereye kaybolmuştur? Nereye konduğu mu unutulmuştur? Ödünç mü alınmıştır? Çalınmış mıdır?

Kayıp Kitap


Deniz’in bu konuda fikri yoktu. Kitabı nereye koymuş olduğunu ve nasıl bulabileceğini henüz bilmiyordu. Fakat okul projesi için ona ihtiyacı olduğunu biliyordu. Bu nedenle bir dedektif olacak ve onu bulacaktı. Bu aralar nerede olmuş olduğuna ve yakınında kimlerin olduğuna dair bir liste yaptı. Sonra şahitlerle görüştü.

Annesi kitabı gördüğünü fakat şu an nerede olduğunu bilmediğini söyledi.Babası da hatırlıyordu fakat,annesinin nerede gördüğünü hatırlamıyordu. Yani babası da nerede olduğunu söyleyebilecek durumda değildi. Deniz’in ablası onun saçmaladığını ve bir arkadaşından ödünç almasını söyledi. Deniz,onun adının yanına bir işaret koydu. O bir şüpheliydi.

Daha sonra erkek kardeşine kitabını görüp görmediğini sordu. Fakat o oyuncağıyla oynamak istedi ve abisinin sorularına  yanıt vermedi. Deniz onun da adının yanına bir işaret koydu.
Deniz kardeşinin odasına gitti ve kitabını bulmak için, yatağın altına, dolaptaki giysilerin içine baktı. Ancak bulamadı. Benzer bir araştırma için ablasının odasına yönelmişken, ablası onu iteleyip, annesini çağırdı. Deniz onun şüpheli listesindeki adının yanına bir işaret daha koydu. Hayal kırıklığıyla geri döndü ve o sırada annesi onu çağırdı. Mutfağa gitti. Annesi kedinin sepetini işaret ediyordu. Kedi uyumuyor ve turuncu topuyla oynuyordu.Daha önce uyumakta olduğu yerde ise Deniz’in aradığı kitap duruyordu. Deniz kitabı görünce rahatladı fakat kitabı kedinin sepetine kimin koyduğunu merak ediyordu. Belli ki kedi koymamıştı. O bunu araştıracaktı fakat yapacağı ilk şey okul projesini tamamlamaktı.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::


Get 06_dudu_51_aybalanur chat group | Goto 06_dudu_51_aybalanur website